RISE.
Karların içinde koşuyorum ayaklarım kara batıp batıp çıkıyor ama herkesden daha çabuk ve hızlı ilerliyorum. Biraz daha ilerledikten sonra bir dala tutunup kendimi ağaca çekiyorum ve koşmaya devam ediyorum derken bir İngiliz askerini gördüm altı ya da beş kişilerdi. Birini şeçip üstüne atladım hepsini bir güzel hallettikten sonra dağa dağa doğru çıkmaya başladım. Ne kadar yukarı çıktıkça o kadar kurt sesleri duyuyordum ve hayvanlar çoğalıyordu. Kendimden emin bir şekilde yürürken tam o anda üstüme bir kurt atladı. İşte Assassin's Creed 3 kısaca böye bir oyun. Koş,vur,kır,parçala aslında bütün Ac serisi bundan ibaretti ama asıl Ac'yi güzelleştiren şey hikayesidir. Kalbimize taht kuran Ezio'dan sonra oynadığımız Connor ruhsuz ve duygusuzdur. Kim onu kolundan çekerşe o tarafa giden bir karakter Connor .Ubisoft AC: Revelations daha çıkmadan kendini o kadar övmeye başladıki bize söz verdiği oyunu yapmayı unutmuşa benziyor. Şimdi sana soruyoruz lanet olası Ubisoft hani bu oyunda nerede açık olan şavaşları diyorum ve size ufaktan ufaktan Connor'u tanıtmaya başlıyorum. Connor kızıldereli bir arkadaşımız. Connor'ı oynamaya çocukluğundan başlıyoruz daha sonra incelemenin seyrine göre anlatıcam. Connor'a ilk baktığımda hemen Ezio ile karşılaştırdım. Ezio ile aralarında bir parmaklık benzerlik bile bulunmuyor. Ne yazikki Connor bizi Ezio'nun yaptığı gibi ne sevindirip ne de üzebiliyor. Halbuki Ezio'nun kadınlara yan gözle bakması.Bir kadın uğruna ölüme gitmesi hatta bazen kadındırırması oyunlara gelmesini bile görmüştük. Birde Connor'a bakalım takıldığı kadın var mı? Yok. Sevdiği sevdiceği var mı? Yok. Ailesi var mı? Yok ama biraz da Connor'a hak vermek lazım küçükken yaşadığı şok edici şeyler onun yanında ne bir arkadaş bırakıyor ne de bir sevgili. Oyuna söyle bir giriş yaptığımzda fark ediyoruz ki oynadığımız adam Connor değil.İşte şaçma bir başlangıç ile oyuna giriş yapmış oluyoruz.Daha sonra oyun ilerledikçe anlıyoruz ki bu herif Connor'un babası olan Haytham Kenway.Oyunun ilk oğrenmeye Haytham ile başlıyoruz.Geminin rıhtımına çıktığımızda bizi bekleyen üç sevimli arkadaş ile bulusuyoruz.Üç sevimli arkadaş bize kafa tutuyor.Ve teker teker saldırmaya başlıyorlar.Hepsinin bir güzel ağzını burnunu kırmaya başlıyoruz.Bu arada her zaman ki gibi dövüşler öğretiliyor. Üçgen ile kaç Kare ile vur şeklinde dövüşülen oyun diğer Ac serilerindeki dövüş sistemini aratmıyor. Dövüşleri de bir güzel kavradıktan sonra bir süre sonra başka bir gemi bize saldırmaya geliyor. Bize verilen görev işe her zaman ki gibi git şunu yap, dur vazgeçtim onu yap. Bizde aşağı inip gemideki topları ateşe vermeye gidiyoruz. Taki güvertede dövdüğümüz adam bize gelip tekrardan kafa tutuyor bu sefer baya baya düello söz konusu. Bir kılıç fırlatıyor ve düelloya başlıyoruz, tabi ki sonuçu bellirli bir dövüş oluyor ve arkadaşı sonsuz uykusuna gönderiyoruz. Daha sonra topları ateşleyip güverteye çıkıyoruz. Biz alt kattayken neler olmuş neler her yer yanıyor ve parçalanmış derken yelken direği parçalanıp yıkılıyor yukarda biri kalıyor ve onu kurtarmaya gidiyoruz burdada yeni tırmanmaları falan görebiliyoruz önümüzde bir direk varken ondan savrulup hemen önüne geçmeyi falan gösteriyor hepsini L1 tuşuna basıp yapıyoruz o kadarda zor değil. Daha sonra Haytham ile Boston'a gidiyoruz. Asıl olaylar Bostan'da gelişiyor. Haytham ile Connor'un annesi tanışıyor falan. Daha sonra kapalı bir mağaraya giriyoruz. Haytham Apple'ı çıkartıyor ve duvarı inceliyorlar duvar parıldıyor. Kapı açılıyor. Haytham'ın hikayesi kısaca böyle anlatılıyor. Desmond Amerika'yı Kurtar. Templar'ların sonu Revelations'da bitmişti hatırlarsınız. Fakat daha sonra tanıdık bir arkadaşını da yardımıyla Templar'lar tekrar yükseliyor ve günümüzde bile varlığını sürdürmeye devam ediyor.
Desmond bu hem Connor'un tarihini incelerken hem de bir kaç parça aksesuar tamamlamaya çalışıyor. Bu aksesuarlar bir tablet misali kendi yerlerine yerleştirildiklerinde yeni kapılar açıyorlar. Desmond'ın hikayesi Revelations da kaldığımız yerden devam ediyor.Hatırlarsanız Desmon'ın babası minibüsün kapısını açıyor ve oyun bitiyor tam o andan başlıyor ve kutular ile bir mağaraya giriyoruz. Hani bir kaç satır önce bahsettiğim Haytham'ın gittikleri mağaranın aynısına gidiyoruz.Ve bizde de apple olduğu için kapıyı açı veriyoruz.Kapıyı açar açmaz içeri giriyoruz ve biraz daha ilerliyerek daha da dipe gidiyoruz çok karışık yıkık bir yere geliyoruz. Hemen animus sistemini oraya kurmaya başlıyoruz.Bizim teknolojik arkadaşlar sistemi kurarken. Bizde etrafı inceliyoruz. Kocaman bir kapı var dijital korumalı gibi içinden geçemiyoruz. Topladığımız aksesuarlar ise o koca dijital kapıyı açmamıza yarıyor. Destmond ile amerika seferinde farklı farklı bir kaçtane göreve çıkıyoruz. Hepsi birbirinden şaçma hepsi bir birinden mantıksız. Desmond ile bazen New york Manhattan'a gidiyoruz. Connor bizi diskoya götür. Şimdi en zor kısmı size Connor'un hikayesini spoiler vermeden nasıl anlatıcağım. Connor'un hikayesinde ise küçük ve masum bir çocukken başlıyor.Hiç bir sey düşünmeden saklambaç oynamaya gidenen altı çoçuğun ümitsiz hikayesi.Kızıl dereli bölgesinden çıkıp dağ eteklerine doğru yürüyorlar biraz uzaklaştıktan sonra. Kısa çöp uzun çöp çekip ebeyi belirliyorlar. Kime niyet kime kısmet ebe Connor olu veriyor bu arada Connor'un gerçek isminde Ratonhnhaké:ton olduğunu öğreniyoruz.Fakat Joyistik ekibi olarak biz bunu isimden değildi bir tür tekerleme olarak sayıyoruz. Oyunda her yapılan şey bize yeni bir haraket öğretiyor. Saklambac oyununda doğal olarak arkadasları arıyoruz onları ararken iz sürmeyi öğreniyoruz. Ayak izlerine bakarak ne kadar yakında olduklarınızı anlıyoruz ve nokta atışı yapmamız sağlanıyor.Daha sonra biz saklanıyoruz biraz uzun saklanıyoruz ki bir çıkıyoruz köy yanıyor. Hemen annemizin yanına gidiyoruz ama yetişemiyoruz ve annemiz orada yanarak canını veriyor. Daha sonra Achilles Davenport'ın yanına gidiyoruz bizi çok severcesine içeri alıyor. Onunla da anlaştıktan sonra yavaş görevler gelmeye başlıyor Boston,Frointier derken bir bakmısız büyüyoruz ve tam bir assassins oluyoruz. Kıyafeti üstümüze geçirdiğimiz ilk an eski bir dostumuz geliyor ve şavaş haberini veriyor. Savaş kelimesini duyar duymaz çok heycanlanmıştım ama kesinlikle savaş diye bir şey tam olarak yansıtılmamış. Sadece açık şavaş alanında ateş yememeye çalışıp kaçıyoruz. Oyunda Connor'un kendi duygularını ortaya koyduğu bizi anlar var. Mesela babası ile tanıstığında babasının ona oğlum demesi.Washingthon'un ona yalan sölemesinden sonra verdiği tepki gibi.Bazı haber sitelerinde okuduğuma göre Connor'un herhangi bir taraf tutmayacağı söyleniyordu.Ama hayır Connor tam bir Amerika'lı bazen sinirlendirdiğinde Amerikan'ları öldürüyor olabilir ama bu onun tarafını değistirdiğine bir kanıt değil.Ama Connor çok çabuk taraf değistirebilecek bir kişi ve herkes onu kullanabiliyor.
Yelkenler Fora!
Benim neftet ettiğim bölümler gemi şavaşları. Aslında çok güzel tasarlanmıs ve gayet yaratıcı olan bölümdür bunlar ama bana pek güzel gelmiyorlar. Assassin olarak damlarda atlamak varken niye bir gemiyi süreyim diye düşünüyorum kendimce. Ama bu en iyi yapılmıs ve en güzel işlenmiş yan görevler olduğunu değiştirmez. Gemiye bindik bütün gemi size bağlı yelkenleri açın,hepsini açın,kapatın bütün emirler sizin ağızınızdan çıkcak iki kelimeye bağlı.Okyanusta ilerlerken birden sert bir fırtına esiyor ve geminin kontrolunu tamamen kaybediyorsunuz.Geminin kontrolunu tam anlamıyla tekrar kazanmak için ya tamamen yelkenleri kapatıcaksınız ya da yarım açıcaksınız. Rüzgar sağdan estiğinde gemi sola doğru çökmeye başlıyor. Geminin silahlarınıda siz kontrol ediyorsunuz. Küçük silahlar ve büyük toplar olmak üzere ikeye ayrılıyor. Küçük tekneler için en idaeli küçük silahlar tek atış yapıyorlar ve tek seferde işi bitiriyorlar. Büyük toplar ise uzun menzilli önünüzde dört beş tane gemi var ise hepsini tekte hallede bilirsiniz ya da sizin gibi büyük gemilerde ise yarıyor. Yan görevler ve fazlası Yan görevler her rpg oyunundan bildiğimiz şeyler.Ama Assassin's creed 3'ün yan görevleri açık tabirle berbat.Koş bir hedefi öldür sadece bir hedef ama daha berbatı bir sivil insanın yanına gidip sadece konuşmak fazlası yok. Gemi görevlerinden sonra en iyi yan görev sokaktaki kaçan adamları öldürdükten sonra üstlerinden aldığımız Templar'ların kalelerini basıp komutanlarını öldürdüğümüz bölümlerdir. Templar'ların kalalerine girdiğimizde bütün adamları ve komutanları öldürdükten sonra bayrak direğini gidip İngiltere bayrağını indirip, Amerikan bayrağını göklere çıkarıyoruz. Dın dırı dın dırı dın görev tamamlandı.Yapay zekaya göz attığımız da ise diğer oyunlardan biraz daha gelişmiş olduğunun farkına varabiliriz.Düşmanlarımız artık çatıları daha iyi görüyor. Mesela arkamızda düşmanlar ile koşuyorşak bizi gören bizi takip etmeye devam ediyor. Arkamızda ise düşman birikmeye başlıyor. Samanlarının arasına saklandığımızda ise en az bir düşman gelip samanları %100 kontrol ediyor. Bizede onu samanlara almak düşüyor. Çoğu görevde düşman dinleme görevleri var düşmanları dinlemek için sessizce ilerlerken önümüze baska dolasan bir adam geliyor.
Bu Kadar mı? Tabi ki hayır..
Saat 20:54. Islık çalıyorum ve bekliyorum. Fakat gezinen adam değil de bizim takip ettiğimiz adam geliyor. Hemen yer değiştirmek zorunda kalıyoruz işte oyun bu kadar şaçma. bir yapay zeka ile ilerliyor.Oyun içi tasarımlar ormanın tasarımı ve şehir tasarımları hiç eksiksiz mükemmel bir şekilde yapılmıs.Sanki Ubisoft o devie gidip de gelmiş gibi bir iş çıkartıyor her seferinde. Zaten ön planda frointiner isimli orman tasarımı en planda tutulmus ağaçların dolup taştığı selalelerin aktığı cennetimsi yer. Oyunda ise karlı,yağışlı,güneşli havalara rastlamak mümkün bunların yanı sıra gece ve gündüz döngüsüde iyi kullanılmıs.
Multiplayer
Assassin's Creed multiplayer devrimi ilk olarak Brotherhood'ta başladı ve bi o kadarda tutuldu. Tam kendi yapısına göre bir mp yapan Ubisoft iyi bir övgüyü hak ediyor. Oyun size bir hedef vererek o hedefi bulmanızı istiyor. Hedefe yaklastıkça ortamdaki sesler artıyor uzaklaştıkça normalleşiyor. Tabi ki de siz bir adamı ararken arkadanda başka bir hedef sizi arıyor. O size doğru yaklaştıkça sizin karakterinizin altında kırmızı bir ok beliriyor ve adamın geldiği yeri size gösteriyor eğer adamdan önce siz bir hamle yaparsanız kurturma sansınız o kadar artıyor genelde ben gelen adam bir bıçak atıyorum ve üstüne gidip işi hallediyorum. Haritalarise tanıdık yerlerden oyunda oynadığımız mekanlardan geliyor haritalarda. Oyunda sizin şeçtiğiniz karakterden onar onbeşer tane oluyor. Hedef siz diye başka birisini karıştırırsa hemen üstüne atlayıp onu geberte biliyorsunuz.Ya da sizi bir önceki elde öldüren adamı bulup hedefiniz
olmasa dahi onu öldüre biliyorsunuz. Eğer sizin hedefinizin bir başka bir hedefi dağa varsa başka bir kişi sizden önce davranıp onu öldürürse size tek kalan belirli bir zaman içinde adamın ölüsünü bulup onu tekmelemek buda size dörtyüz gibisinden bir puan kazandırıyor.
Artılar:Haritalar,ağaçlar,kuşlar,böcekler,öldürme teknikleri,gemi görevleri.
Eksiler:Yan görevler,yapay zeka,at sürmek(işkençe gibi)
Grafikler:9.2
Müzikler:9.0
Seneryo:9.5
Yapay zeka:8,5
Genel Puanlama: 8.9
Yorumlar
İlk Yorumu Sen Yapabilirsin!
