Beautiful Game Studios'un serîsini biraz olsun geliştirmesiyle "ben de burdayım!" diyen Championship Manager'ın, bilgisayar platformuna teşrif eden konsol kralı LMA Manager'ın ve EA Sports'un her geçen yıl kendini daha da geliştiren serîsi FIFA Manager'ın da katılımıyla, menajerlik oyuncuları için tam anlamıyla bir "seç, beğen, al" yılı hâline gelen 2006-2007 sezonunda, kuşkusuz yine büyük bir çoğunluğun favorisi, geçtiğimiz yılın en beğenilen ve tatmin eden menajerlik oyunu Football Manager. Zaten mükemmel bir alt yapıya ve veri tabanına sahip olan bir oyunu, yani zaten mükemmel olan bir oyunu, daha da geliştirmeye ve mükemmelleştirmeye çalışmanın ne kadar zor olacağını, köklü değişiklikler yapmanın ne kadar büyük bir risk taşıdığını tahmin edebilirsiniz; bu yüzden olmalı ki, nasılsa şahane bir oyunla 2005-2006 sezonunu geçiren Sports Interactive, ufak eklentiler ve güncelleştirmelerle biraz daha geliştirdiği, fakat geçtiğimiz yılın neredeyse "tıpkısının aynısı" görünümündeki Football Manager 2007'i huzurlarımıza sundu, bizler de aç kurtlar misali atlayıverdik "new game"lere.
Her şeyden evvel, menüler arası geçişlerin ve yüklemelerin eskiye oranla çok daha hızlandığını, sadece ilk geçişlerde biraz sıkıntı yaşandığını söylemeliyiz, fakat yine de oyunun sadece yazılardan oluşan bir oyun için oldukça kararlı yapıda bir RAM canavarı olduğu gerçeğini reddedemeyiz, oyunu pencere şeklinde oynamayı tercih edip bir de müzik dinleyip, internette dolaşmaya çalışırsanız, 512MB RAM bile oyunu iflah etmeye yetmeyebilir.
Âni bir geçişle, herkes için büyük önem taşıyan "RAM yeme" konusuna değindikten sonra, "küçük" olarak nitelendirdiğimiz yeniliklere ve değişikliklere şöyle bir göz atalım. Öncelikle, oyunun kilit noktası sayabileceğimiz taktik ekranında hiçbir değişiklik yok, artık ana ekran üzerinde oyunculardan çıkardığımız oklar konusunda daha geniş bir içerik bekliyor olsak da, bu içeriğe bu sene ulaşma gibi bir şansımız kalmadı. Aynı şekilde, antrenman ekranı da tıpkı geçtiğimiz seneki oyununki gibi rahat hazırlanan, daha önceki oyunlar gibi uğraştırmayan bir düzene sahip; hiçbir değişiklik yok, tek fark, artık genç oyuncuların antrenman ekranlarının tamamen ayrı bir ekrana taşınması.
Daha önce Championship Manager serîsini, şimdi de Football Manager'ı özel kılan, diğer menajerlik oyunlarından ayıran en önemli yan, hiç kuşku yok ki veritabanının genişliği ve istatistiklerin önemi. Özellikle RAM konusunda sıkıntı yaşayan oyuncular için düşünülmüş olacak ki, yeni oyunla birlikte detay seviyesini her lige ayrı ayarlıyoruz. Örneğin, İngiltere Premier Ligi için fazla detay isterken, aynı ülkenin dördüncü ligi için az detay isteyip, ikinci ligi için de yüksek detay isteyerek, sistemimiz için en uygun seçimleri yapabiliyoruz. İstatistikler konusunda, geçtiğimiz seneki geniş istatistik verilerine bir de "zenginlik" istatistikleri eklenmiş, her kulübün kendi kategorisine göre bütçesini, kârlarını, zararlarını, borçlarını ve aralarındaki kıyaslamayı görebiliyoruz. Türkiye'ye baktığınızda, Fenerbahçe'nin açık ara önde olduğunu görebileceğinizi oyunu almadan da tahmin edebilirsiniz, fakat Galatasaray'ın üçüncü sırada bulunması şaşkınlığa uğramanıza sebep olabilir. Ayrıca, oyuncu istatistikleri konusunda kısırlaştırılmaya gidilmiş ve oyuncuların yüksek puanlarda dolaşabilmesi bayağı zorlaştırılmış; kısaca şöyle anlatayım, dünyanın şu anki en iyi futbolcusu olarak anılan Ronaldinho dahi sadece iki adet 20'ye (mükemmel not) sahip.
Önceki oyunların gerçekçiliğini düşüren, oyunculara, özellikle de Turkcell Süper Lig'i takip eden oyunculara "bir şeyleri" eksik hissettiren bir yan, hakemlerin kusursuzluğu ve "tartışmak" konusundaki kısıtlılığımızdı. Hakemler için de birer profil oluşturulması ve onların da istatistiklerinin tutulmasıyla, bu eksiklik de giderilmiş bulunuyor. Sadece istatistikler tutulsaydı, kaç kart verip, hangi maçları yönettiği yazılsaydı tabii ki bu eksikliğin giderildiğini söyleyemezdik, fakat sadece bununla kalınmıyor ve hakemlerin maç içerisinde hata yapabilmesi de sağlanıyor. Böylelikle, hakemin, olmayan bir penaltıyı vermesiyle kazandığımız bir maçın ardından, gazeteciler tarafından hakemi yorumlamamız isteniyor, biz de "hakemin kararı doğruydu", "futbolda olur böyle şeyler" gibi cevaplar vererek hakkımızda nasıl düşünceler içerisine girileceğini belirleyebiliyoruz. Özellikle ofsayt pozisyonlarının ardından, görüntülerin bize yeniden izlettirilmesi ve pozisyonu yorumlamamızın istenmesi, son maçlardaki başarısız gidişatıma rağmen zevkten dört köşe olmama neden oldu.
"İletişimliliğin doruklara ulaşması", bununla da sona ermiyor. Canımız sıkılıp birilerine sataşmak istediğimizde, herhangi bir takımın menajerine sataşır, "benim takımım senin takımını döver"cilik oynardık; fakat şimdi devir sidik yarıştırma devri. Maçlar tekdüze gidip, oyuncularla da sorun yaşamayınca -yani canımız sıkıldığında, herhangi bir oyuncu hakkında yorum yapabilir ve yeni polemiklerin başlamasına yol açabiliriz. Misal, Fenerbahçe'nin başındayken, Ronaldinho'yu renklerinize bağlamak istediğiniz hakkında bir demeç verirseniz, kamuoyu size istediği tarafıyla gülme hakkına sahip oluyor. Bunun yanı sıra, gazetecilerle ve oyuncularla girilen etkileşimlerin sayısı da bir hayli artmış vaziyette, her maç öncesi üç-dört gazeteciyle birden konuşabiliyorsunuz. Oyuncular da, eskisinden çok daha sorunlu hâldeler: Bir oyuncunuzu başka bir takıma yolladığınızda, "nasıl yollarsın lan sen onu, gel bakayım buraya!" edasıyla karışıklık çıkaran oyuncular olabiliyor. Ayrıca, maç sonrası takım konuşmaları da maç öncesi, devre arası ve maç sonrası olarak üç postada yapılıyor; üstelik geçtiğimiz senekinden çok daha geniş bir konuşma içeriği ve etki etme katsayısıyla.
Maç öncesinde ve sırasında yapabileceklerimize eklenen yenilikler bununla da bitmiyor: Her maç öncesi, kimlere özel markaj yapılacağını, kimlere dikkat edileceğini, kimlere baskı uygulanması gerektiğini özel olarak belirliyoruz ve böylece daha keskin bir menajer oluveriyoruz. Tüm bunlarla birlikte, oyunun iyice zorlaşmış olması ise bazen insanı çileden çıkarır cinsten oluyor, küfredip oyunu kapatmamak için iyi bir sabır taşı taklitçisi olmak gerekiyor. Bende mi bir sorun var, yoksa Sports Interactive tam anlamıyla bir menajerlik "simülasyonu" mu yapmaya çalışıyor, henüz çözemedim, fakat çözeceğim.
Bir diğer "ayrıntılılaşma" ise, gözlemcilerimiz, daha net tasvir edilişiyle, oyuncu arayıcılarımız konusunda yapılmış. Biz de dahil olmak üzere, tüm teknik ekibimizin bir "bilme" seviyesi var ve her çalışan, kendi ülkesi en fazla olmak üzere, bölgeler hakkında bir tecrübeye sahip oluyor. Yabancı topraklara gözlemci yollarken de, bu bilme seviyelerinden faydalanarak daha iyi sonuçlar elde edebiliyoruz. Gözlemcilerin getirdikleri sonuçlara ve kendiniz yaptığınız -filtreli- oyuncu aramalarına ulaşmak için menüler arası geçiş yapmaya üşeniyorsanız, "sık kullanılanlar" özelliği Football Manager 2007'den itibaren hizmetinizde.
Geriye kalan ufak yenilikleri bir çırpıda saymak gerekirse, en başa hiç düşünmeden "pilot takım" olayını koyarız; gerçekte de yeni yeni uygulanmaya başlandığı gibi, büyük takımlar küçük takımları pilot takım olarak kullanıp gelecek vaad eden oyuncularını bu kulüplerde pişirebiliyor, aynı şekilde, küçük bir takım olarak büyük bir takımın pilot takımlığını da yapabiliyoruz. Bunun dışında, menajer profiline resim ekleyebilme, tuşlara kısa yol yükleyerek menüler arası geçişi pratikleştirme gibi ufak güzellikler de mevcut; bunlardan daha elle tutulur yenilikler olarak ise, haberlerin sağ köşesine yerleştirilen, haberin konu edindiği kişi veya takımlar hakkında özet bilgiler veren danışma kutucuklarını ve 2D maç ekranında daha organize atakların yapılmasını ve saha kenarındaki oyuncuların kendi kendilerine kulübeden çıkıp ısınmaya başlamalarını gösterebiliriz. Zaman geçişlerindeyken ekrana gelen "Football Manager Live" özelliği sayesinde skor ve ayrıntı haberlerini almamızı, ayrıca verilen ufak ipuçlarıyla tecrübemizi arttırmamızı da unutmamalıyız.
İyi olup da, değişikliğe uğratıldığı için biraz olumsuzlaşmışa benzeyen yönler de yok değil. Az önce de dile getirdiğim gibi, oyun iyice zorlaşmışa benziyor ve bu da birçok oyuncuyu yoracak gibi görünüyor, aynı şekilde, sakatlık konusunun biraz abartılması, oyuncuların hafif bir meltem (!) yüzünden bile altı ay sürecek ağır bir hastalığa yakalanması, zaten mevcut olan zorluğu daha da arttırıyor. Ligdeki otuz dört maçın neredeyse otuz ikisinde oynayabilecek derecede kendine iyi bakan bir Alex'in, bütün sene bir türlü sakatlıktan kurtulamaması nasıl bir şanssızlıktır? Peki ya, gribal enfeksiyonun bir anda takımın çeyreğine bulaşıvermesi?
Şikâyet edilmesinin doğallıkla karşılanması gereken bir diğer olumsuzluk ise, lisanslar konusunda mı bir problem çıktı bilemiyorum ama, resim arşivinin yeteri kadar geniş olmaması ve üst tasarımların zenginleştirilmesiyle, o bölgelerde görmek istediğimiz takım logolarının yerinde yeller esmesi. Geçtiğimiz sene, tüm kişi profillerine resim bölümü eklenmiş fakat birçoğu boş kalmıştı, bu bölümlerin bu sene dolmasını bekliyorduk, fakat yine birçoğu Roberto Carlos'un kafa yapısına sahip siyah bir siluetle süsleniyor. Halbuki, resim arşivi geniş olsaydı, oyuna daha bir sıkı sarılacaktık orijinallik sayesinde. Bu arşivsizliğin yanı sıra, takım logoları konusunda da sıkıntı yaşanıyor. Türkiye Ligi'ndeki takımların, amblemlerinin yerine, sadece sahip oldukları renklerden oluşan düz bir logonun olmasını anlayışla karşılayabilirdik, fakat Arsenal gibi üst düzey takımların da logolarının olmayışı, ister istemez küçük bir kalite kaybına sebep oluyor.
Zorlaşsa da, birkaç problemi bulunsa da, dil uyumsuzluğu yüzünden gitmesek de, görmesek de, o FM bizim FM'mizdir. Ama görüyoruz, duyuyoruz, yaşıyoruz, uykusuz kalıyoruz; kısaca soluyoruz onu, öyleyse, yavaş yavaş kusursuzlaşmaya başlayan serîden, önümüzdeki oyunlar için üç boyutlu yenilikler ve kulübün yönetimi konusunda içerikler beklemek, haksızlık etmek sayılmaz; üç boyutun, CM-FM ruhunu öldürme riski ve grafiklerin nasıl tasarlanacağı sorunu mevcut olsa da.
Yorumlar
İlk Yorumu Sen Yapabilirsin!
