Genel işleyiş ve alınan görevler, genelde şehri düzgün yönetmeye dayanıyor. Saçmasapan, kimsenin işine yaramayacak görevlerle uğraşmıyoruz. Genellikle şehirdeki insanların fikirlerini ve şikayetlerini dinliyor, ona göre hareket ediyoruz. Bir haber geliyor ve kamera bir anda iki kişinin konuşmasına yakınlaşıyor, biz de konuşmayı okuyoruz (maalesef dinleyemiyoruz). İnternet cafe'ye ihtiyaç duyduklarını, veya başka bir şikayetlerini dile getiriyorlar ve hemen derde çare o köşeye bir adet cafe yapıveriyoruz. New York insanı doyumsuz oluyor, parklara havuz konulmasını isteyenler de olabiliyor. Halkın nerden geldiği ise meçhul değil, böyle bir kazmalık yapılmamış. Oyunda ayarlamamız gereken ince bir denge var. Şehre ne kadar yerleşim binası yaparsak, o binaların kapasitesi kadar insan gelip yaşıyor New York'ta. Her yeri bina yapıp milyon tane insanı birbirlerine muhtaç bırakırsak, şehrin çökmesini engelleyemiyoruz ya da hiç ev yapmadan her yeri ihtiyaç duyulan binalarla donatırsak para kazanamıyoruz ve bir süre sonra ya insansızlığın verdiği sıkıntıdan ya da parasızlıktan iflas edip oyunu kapatıyoruz.
Yapı konusundaki en büyük ve affedilemez sorun, şehri sadece arsalar üzerinden yönetiyor olmamız. Gönül isterdi ki tüm şehri tapulu malımızmış gibi kullanalım, sokaklara polisler, çöpçüler, yani belediye görevlileri atayalım ve otobüs durakları, sokak lâmbaları, çöp kutuları ve daha bir sürü şey ekleyelim, fakat maalesef sadece arsalar üzerinden kendi mallarımızı yönetiyoruz, şehre dokunamıyoruz. Burdan biricik aşkım yapımcı ekibi kınıyorum. Bu kadar gerçekçilik istemiyoruz!
İki boyuttan üç boyuta atlayan oyunlar genelde büyük sorun yaşarlar, bu sorunu yaşamayan tek tycoon oyunu Rollercoaster Tycoon'du, zaten o yüzden rezil olmamış bir serî olarak ayakta kalmaya devam ediyor fakat yeni bir sürümünün geleceğine büyük bir şüpheyle bakıyorum çünkü işlenecek pek bir konu kalmadı, lunaparka su parkıyla hayvanat bahçesi bile eklemiştik son ek paketlerle. Her neyse, iki boyuttan üç boyuta geçme problemini Tycoon City New York yaşamadı çünkü direkt üç boyutlu olarak çıktı. Gerek menü tasarımları olarak, gerekse şehrin genel görünümü olarak grafikler bir tycoon oyunu için yeterli seviyede. Karakter modellemeleri daha iyi olabilirdi, ancak dediğim gibi bir tycoon oyunu için onlar da yeterli. Zaten, binlerce insanın çok detaylı modellenmesini beklemek haksızlık olur.
Ses efektleri konusunda, seslendirmeler haricinde oyun hiçbir sorun yaşamıyor. Bir yapı eklenirken çıkan sesten, tıklama seslerinden ibaret değil oyun. Hemen hemen her iş yerinin, yapının kendine ait müzikleri var ve o yapılara çok yaklaştığımızda bu müzikleri rahatça duyabiliyoruz. Örneğin tiyatroya yakınlaştığımızda alkış sesleri duyuyoruz, bir jazz cafe'ye yaklaştığımızda caz müzik duyuyoruz, parkta keman çalan adama yaklaşınca keman sesini alabiliyoruz, gibi. Oyunun ana müziği olarak ana menüde çalan tek müzik de bir tycoon oyunundan beklenmeyecek kadar iyi. Tycoon City'nin ses konusundaki tek sorunu, seslendirmeler. Oyunda halktan bol bol konuşmalar verilmesine rağmen seslendirme yapılmamış ve sadece konuşmaları okuyabiliyoruz. Keşke üşenilmeyip, paraya kıyılarak seslendirme de yapılsaydı da oyun daha bir kaliteli olsaydı. Zaten seslendirme yapılsaydı ve tüm şehri tam anlamıyla yönetme yetkisi bize verilseydi oyun kuşkusuz Rollercoaster Tycoon'u da geçerdi ve şu ana kadar yapılan en iyi tycoon oyunu olurdu. Hiç olmazsa bana göre.
Nihayetinde, çıkan onlarca, hâtta belki de yüzlerce (abartmasak?) tycoon oyununun arasında sıradanlıktan kurtulabilen ve eğlenceli saatler yaşamamıza olanak sağlayan yeni bir tycoon oyunumuz oldu: Tycoon City New York. New York'u yeniden kurma hayaliyle yanıp tutuşan vatandaşlarımız varsa bu tuhaflıklarından dolayı onları kutluyorum, oyunu ise sadece onlara değil tüm tycoon oyuncularına öneriyorum.
Yorumlar
İlk Yorumu Sen Yapabilirsin!
