Akla eğlenceyi getiren "oyun" kavramını eğitimle birleştirmek ilk olarak büyük ihtimalle olaya "çocukları eğlendirirken geliştirelim, bir şeyler öğrendiklerinin farkına bile varmasınlar" fikriyle yaklaşan birilerinin aklına gelmiştir herhalde; teknoloji gelişip çocukları ağında zaman harcatmaya zorlar hâle geldiğinde de en temel başlangıç aletlerinden pc'lere ve konsollara kadar aynı felsefe güdülmezse olmaz elbette. Ateriler klavyelenir, çocuklara matematik ve dil oyunları oynatmak için bilgisayar tipine bürünürken, pc'lere ve konsollara da biraz daha gelişmiş tarzda kendini geliştirme program ve oyunları üretilip duruluyor. Bunun kötü bir şey olduğunu söylemiyorum, ancak içindeki uyanık taktiği de hor görmekten kendimi alıkoyamıyorum; böyle bir duruma iyi niyetle yaklaşırsak çocukluğa ihanet etmiş olur, tanrıları kızdırırız. History Channel: Lost Worlds ise aynı amaca sahipmiş gibi görünmesine rağmen bu fikre ön yargıyla yaklaşmamı engelleyen bir oyun oldu nedense; belgesellere karşı yumuşatılmış bir yaklaşımım oluşmuş olmalı.
History Channel'ın, tarihe karışmış uygarlıkları ve bu uygarlıkların kültürlerini konu alan belgesel programı Lost Worlds'ten uyarlanan eğitici bir macera oyunu History Channel: Lost Worlds. Aslında oyunun macera oyunu olduğunun söylendiğine bakmayın, daha çok board, bulmaca tarzına kaçıyor, çünkü tek yaptığımız birkaç tür bulmaca arasında gidip gelmek. Gizemli şehirlerde türlü maceralara atılmış karizmatik bir kâşif filan değiliz yani, yalnızca eski uygarlıklarla ilgili bilgilere bulmaca çözerek ulaşmaya çalışan normal bir oyuncuyuz. Bu yüzden oyun fazla ilgi görmüyor, Activision'ın History Channel desteğiyle fazla bir çalışma gerektirmeden ortaya koyduğu basit bir yapım olarak kayıtlara geçiyor, ki, zaten öyle. Çocuklar için yapılmış bir eğitim seti gibi bir şey Lost Worlds.
Hakkında bir şeyler öğreneceğimiz üç uygarlık var; Roma, Mısır ve Mezoamerika. Roma ve Mısır dendiğinde hepimizin aklına bir şeyler geliyordur herhalde, o ne ola ki diye merak edilebilecek tek uygarlık Mezoamerika -bunu da herkes için söylemiyorum elbette. Mezoamerika adı, Amerika-öncesi gibi bir anlama sahip ve Amerika'nın ilk, kaybolmuş uygarlıklarını temsil ediyor ve dikkat ettiğim kadarıyla kültürleri Meksika civarlarının kökenindeki Aztek uygarlığıyla oldukça büyük benzerlikler taşıyor. Hâtta eğer Mezoamerika nedir diye sağa sola bakmasaydım bu ismi direkt Aztekler olarak çevirebilirdim de. Oyun, bu üç uygarlığın kültürlerinden yola çıkılarak hazırlanmış bulmacaların toplandığı bölümlerden oluşuyor ve her uygarlık için hemen hemen on bölüm, her bölüm için de hemen hemen on bulmaca var. Yani genele yaydığımızda her uygarlık için yaklaşık yüz bulmaca, oyun genelinde de yaklaşık üç yüz bulmaca mevcut. Oldukça fazla ve yeterli duruyor, ancak ben pek yeterli hissettiğimi söyleyemeyeceğim, zira bulmaca çeşitliliği çok az. Ya iki resim arasında beş fark buluyoruz, ya parçaları birleştiriyor ve puzzle yapıyoruz, ya da ilgili uygarlık hakkında bir soruyu çoklu seçmeyle cevaplıyoruz. Bir de uygarlık bulmacalarının tamamı cevaplandığı zaman ulaşabildiğimiz bonus bulmacalar mevcut, o kadar. Bu çeşitsizlik tabii ki oyunun tekdüze ve sıkıcı olmasına yol açıyor, ki bu da oyunu oynama ihtimali olan yaşça daha küçük oyuncuların oyundan çabuk soğuması için yeterli bir problem.
Bulmaca çeşitleri az olsa da, yapımın arkasındaki ekip Activision olduğu için elimizdeki bulmaca türlerinde oynanışı etkileyen hatalarla ve zor bir kullanma tarzıyla karşılaşmıyoruz; her şey gayet net ve anlaşılabilir. Zorluk konusunda da olması gerektiğinden daha basit bir oyunla karşı karşıya değiliz, fark bulma bulmacaları ipucu alma şansımızın da olması sayesinde kolay olsa da, cevaplandırılması zor sorularla karşılaşmak ve verilen zaman sınırında puzzle'ları yetiştirememek mümkün. Özellikle puzzle'lar, çözümü zorlaşsın diye akıllıca parçalara ayrılmış ve parça listemize de yamuk şekilde konulmuş ki, parçaları şakır şakır doğru yerlere yerleştirmeyelim. Aynı zamanda bazı parçaların ancak doku renklerinden ayırt edilebilmesi dolayısıyla çocukların renk ve doku algılama yeteneklerini de geliştirebilecek nitelikte puzzle'lar, sevdiğimiz adıyla yap-bozlar.
Bu basit ve eğitim amaçlı yapının arkasına yerleştirilmiş temaya uygun hafif müzikler, menüler arası geçiş efektleri ve menü-resim tasarımları da göze herhangi bir eksik çarptırmayacak kadar profesyonel düzeyde, Activision ve History Channel kalitesine yaraşır biçimde. Dediğim gibi, niteliği ve amacı açısından değerlendirdiğimizde oyunun tek eksiği bulmaca çeşitliliğinin azlığı ve dolayısıyla bağımlılık yaratma gücünün fazla olmaması. Kanları kıpır kıpır çocukları bu oyunun başında saatlerce tutmanın pek imkânı yok, ama mesela otoriter bir baba her gün bir uygarlığın bir bölümünü bitireceksin, hemen hemen bir ayda bitecek bu oyun derse oldukça işe yarayabilir. Bi' dakika ne diyorum ben?
History Channel: Lost Worlds, daha çok ebeveynlerin tercih edeceği, ancak belgesel koleksiyoncularının filan da deneyebileceği basit yapılı kaliteli bir yapım. Asla geniş kitlelere ulaşmayacak elbette, yalnızca eğitim -ve sanırım bir de reklam- amaçlı düzenlenmiş mütevazı bir oyun. Çocuklarına sürekli eğitim setleri dayanan ebeveynlerin yanı sıra, puzzle'lardan hoşlanan yetişkinlere de öneririm. Son olarak, History Channel'ın bu puzzle ve bulmaca oyunu Lost Worlds'ün genişleyecek gibi durduğunu ekleyeyim, zira uygarlık slotlarında bu boşlukların ileriki versiyonlarda dolacağına dair ibareler yer alıyor. Kimilerine iyi oyunlar, kimilerine eğitim dolu işkenceler dilerim.
Yorumlar
İlk Yorumu Sen Yapabilirsin!
