Geçen sene gene bu zamanlardı galiba. Yoksa biraz daha mı erkendi bilinmez ama sürekli arkadaşlarla konuştuğumuz ve tartıştığımız (Daha doğrusu; vay be, olum manyak bişi, lan çok süper birşey eklenmiş oyuna gibi hararetli sözler sarf ettiğimiz) bir zamandı. Peki ne ile ilgiliydi? Tabiî ki NFS: Underground 2
Nerdeyse çılgınlık hâlini almıştı. Arkadaşımın bana şehir merkezindeki bir upgrade shopun yerini söylemediği için iyice çekiştirdiğimi hatırlıyorum
Devamlı geçmiş zaman eklerimi kullandığımı görüyorsunuz. Nedeni ise şu: En son NFSU2 oynadığım zaman 4 ay önceydi. Artık çok soğumuştum ve yavaş yavaş içime bir beklenti doğuyordu. Sanırım siz de artık sözü nereye getirmeye çalıştığımı anladınız. Tam da en gerekli olduğu zamanlarda çıktı ortaya Need for Speed: Most Wanted. (Tam da bu 2. yazılılardan yüksek alacağım derken. Ağlamam gerek.)Gene bir karlı akşamda tanıştım demek isterdim NFS MW ile ama diyemiyorum. Gene hafta sonu, gene okul başlayacak ve gene haftaiçi MWyi oynayamayacağım. Böyle düşününce bir an önce şu kısıtlı zamanda oynayabildiğim kadar oynayayım diyorum ama kendimi tatmin etmeden önce sizin için bu incelemeyi yazmak da var tabi. Her neyse görev daha üstün gelir sayın Gamerbug okuyucuları. Görevimize başlayalım haydi o zaman
Oyuna başlarken güzel bir video ve ondan da güzel bir hatunla karşı karşıya kalıyoruz. Josie Maran, yani oyunumuzdaki namıdiyar Mia. Bir içim su doğrusu. Menüye geldiğimizde ise Undergorund'dan çok farklı bir oyun olduğunu anlıyoruz ve içimizi bir burukluk kaplıyor fakat bunu atlatıp oyuna bakalım bari dediğimizde bir anda oyunun etkisine giriyoruz. İlk baktığımızda hissettiğimiz burukluk aşırı bir merak hâlini alıyor ve faremizin imleci, yeni kariyer moduna doğru sürükleniyor. O da ne?, Bu Need for Speed mi?, Action oyunu olmasın? diyesiniz geliyor. Çünkü ilk başlarda durup bir su içmek için bile zaman bulamıyorsunuz. Şehrimiz olan Rockporta gelmiş esrarengiz bir yarışçıyı canlandırıyoruz. Şehirde o yarış senin bu yarış benim diye dolaşırken Blacklistin(karaliste) en başındaki Razorun dikkatini çekiyoruz ve arabasına bir yarışa giriyoruz. Fakat yarışta önde olsak bile, bir ara videoyla Razorun yaptığı pislikleri ve sonrasında da arabamızın çekilişini ve bizden alınışını görünce içimiz kan ağlıyor. (Kolay değil BMW M3 bu) Bu da yetmezmiş gibi hapse atılıyoruz. Sonra Miamız bizi kurtarıyor ve yeniden yarış alemine girebilmek için Rogla bizi tanıştırıp araba almamızı sağlıyor. (Mia ile işimiz oyun boyunca bitmiyor, hep ana yardımcımız oluyor) Artık adrenalin modundan çıkıp biraz rahatlıyoruz ve kendimizi tanıdık bir durumun içinde buluyoruz. Sesli mesajlar ve sms'ler geliyor. Haritamızda belli olan parça mağazasına, galeriye veya safe house dediğimiz evimize yol alabiliyoruz. Ya da aksiyona dalıp yarış bayraklarına ulaşıyoruz. GPS sistemi de emrimize amade. Evet ne söylediğinizi hisseder gibi oldum. Underground 2deki genel oynanış korunmuş. Ama çok büyük bir farkla. Eskiden olduğu gibi yarıştan yarışa gitmek eziyet gibi gelmiyor artık. Elimizin altındaki b tuşuyla Blacklist'imize ulaşabiliyoruz. Buradan sıradaki rakibimizi yenmek için nelere ihtiyacımız olduğunu öğrenebiliyoruz veya gerekleri yerine getirmişsek yarışa başlayabiliyoruz. Nelere ihtiyacımız var derken; yarışları da kastediyorum. Yani yarışlara direk buradan dalabiliyoruz.Gelelim biraz bahsettiğim Blacklist olayına. Oyunun temel amacı bu karalistede 1. sıraya ulaşmak. Bunun için önünüzde 14 engel ve bir de Razor var.(Razor'u ayrı tutmak lazım değil mi? İntikam alacağız sonuçta!) Bu engelleri teker teker geçmemiz gerekiyor. Bu şahıslarla karşılaşmamız için belirli sayıda yarışı geçmemiz, belirli miktarlarda polise hasar vermemiz ve bu hasara dayanan milestoneları gerçekleştirmemiz gerekiyor. Böylece rakiplerimizle dalaşabiliyor ve onları alt edebiliyoruz. Şehir içinde dolaşmak fazla hoşuma gitmese de kovalamacalar sırasında iş çok zevkli bir hâl alıyor. (Etrafınızda 15 polis ve bir helikopter olması ve sizin kaçamayıp bilgisayara restart atmanız da cabası
)Oyunda belirttiğim gibi 2 şeyi yaparak ilerliyoruz. 1.si bildiğimiz şekilde yarışarak. Eski seriden hatırladığımız ana yarış dalları dışında toolbooth ve speedtrap eklenmiş. Toolbooth'ta; uzun bir pistte zamana karşı oynuyoruz ve her checkpoint noktasına ulaştığımızda yeniden bize verilen süreyle bir diğer checkpoint noktasına ulaşmaya çalışıyoruz. Speedtrap'te ise belirli yerlere konulmuş radarlarda toplamda en yüksek hıza ulaşmamız gerekiyor ve bunun için gerçekten iyi hesap yapmamız lazım. 2. şey most wanted ibaresine uygun olarak bol bol polislerle kovalamaca oynamak. Bunları yaparken çeşitli milestoneları yapmamız da gerekiyor. Bunlar; kovalamaca esnasında polis barikatından sıyrılmak, polislere belirli miktarda zarar vermek veya belirli bir zamanda polis takibinden kurtulmak gibi şeyler oluyor. Tabiî bir de bu polis arabalarına ve kovalamacalara değinmek gerekiyor. İlk başta bir polis arabasıyla başlayan işler eğer devam ederseniz federal arabalı, jipli, helikopterli, ve Corvetteli (bunlar gerçekten aşmış, bazen sizinle yarışıyorlar zannediyorsunuz) bir hâl alabiliyor, sayıları gittikçe artıyor ve her köşe başında bizleri sıkıştırmak için didiniyorlar. Hangi çeşitle karşılaşacağımızı da ateş işaretinin yanındaki x1, x2, x3 gibi ifadelerden anlayabiliyoruz. Ayrıca ne kadar polisle dalaşırsanız o kadar heat seviyemiz artıyor. Bu seviye arttıkça polisler daha bir agresif ve daha bir uyanık kesiliyorlar. Bunu da ateşin etrafında oluşan çemberden anlayabiliriz. Bu heat leveli azaltmanın yollarını da unutmamış bizim EA tabiî ki. Kullandığınız arabada ne kadar değişikliğe gider ve parça, boya vs. değiştirirseniz bu seviye o kadar azalıyor. Başka bir arabayı da ne kadar kullanırsanız o kadar eski arabanızın heat seviyesi azalıyor. Polisleri hızımızla saf dışı etmek gerçekten çok zor. Ya sayıları azken hepsine çarparak hasar veriyoruz ya da tam kuyruğumuzda olduklarında haritada kırmızı üçgenle belirlenmiş noktalara gidip oralara çarparak polis arabalarının altında kalmasını sağlayabiliyoruz. Bunlara pursuit braker deniyor ve gerçekten zor zamanlarımızda hayatımızı kurtarıyorlar. Eğer polisi atlatabilir ve görüş alanından çıkabilirsek cooldown moduna giriyoruz. Burada da yapmamız gereken polisten uzak durmak. Ama bu normal olarak pek mümkün olmuyor. Polis sizi kaybettiği en son noktada taramalara başlıyor. Burada da yapmamız gereken EAimizin haritada bize gösterdiği mavi çemberlere doğru yolculuğa çıkmak. Böylece saklanma gerçekleşiyor ve kovalamacamız bitiyor.Oyuna biraz devam ettiğimizde hala options'ı karıştırmamışsak gelen bir sms'le Aman Allahım diyoruz ve direk options bölümüne dalıyoruz. Burada Speedbraker Right Controlü görmemizle her köşede bu özelliği kullanmaya başlıyoruz. Evet; speedbraker çok güzel bir eklenti olmuş oyuna. Öyle ki polisler otobanda peşimizdeyken bir tır görüyoruz, speedbrakerla zamanı yavaşlatıyoruz ve bulanıklaşan görüntüler arasında tırın altından geçiyoruz. (Bu arada polisler de üçer dörder tıra gömülüyorlar!) Need for Speed MWyi bildiğiniz gibi arabasız oynayamıyoruz (Allah Allah niye ki?) Peki hangi arabaları kullanabileceğiz? Otuzun üstünde seçeneğimiz var. İlk başta Fiat Punto, Chevrolet Cobalt SS, Wolkswagen Golf gibi arabaları seçebiliyorken, blacklistte yükselmemizle Mazda RX8, RX7, Renault Clio v6, Ford Mustang, Ford GT, Porshe Carrera gibi arabalara sahip oluyoruz. (Şahsen şu anda rx7'yi almak üzereyim.) Ayrıca bu arabaları modifiye etmek de farz oluyor. (Porche Carrera, Ford GT veya Mercedes nasıl modifiye oluyor demeyin bana, bal gibi de oluyor.) Ama biraz hayal kırıklığına uğruyoruz. NFSU serisindeki modifiye seçenekleri azaltılmış. Mesela neon yok, (zaten gündüz neonun işi ne Allah aşkına
) tampon, dikiz aynası vs. yerine tümden body kit var ve arabanın üzerine sadece bir tane çıkartma ekleyebiliyoruz. (Zaten oyun eskiden farklı olduğunu daha ilk andan gösteriyor, normal karşılamak lazım
) Oyunun biraz da yaşattığı cümbüşten bahsetmek lâzım. Her ne kadar sistemim pek görmeme izin vermese de grafikler çok muhteşem ve etkileyici (Nerden mi biliyorum? Bende min. detayda bu kadar iyi görünüyorsa fullde kim bilir ne olur?). Oyunun gündüz geçmesi de zaten yeterince bunaldığımız gece ortamından aksiyonu bol gündüz zamanlarına geçmemiz açısından oldukça iyi olmuş. Eski oyuna göre etrafla ikinci dereceden yakın ilişkilere girebiliyoruz. Etrafta bulunan ve yerinden sökülebilir her şeyi etrafa dağıtıyoruz. Su depolarını yıkabiliyoruz, benzinlikleri yıkabiliyoruz, arabayla 5 metre aşağıdaki yollara uçabiliyoruz. Seslere de diyecek bir şey bulamıyorum. (Derim aslında: Muhteşem!) Müzikler rock, metal ve rap karışımından oluşuyor. Aksiyon anlarında biz arabayı gazlarken bu müzikler de bizleri gazlıyor. Özellikle motor ve arabaların çıkardığı bilimum sürtünme vs. gibi seslere değinilmesi gerekiyor. Tebrik etmek lazım EA'yi. Arabaların aramızda olduğunu zannediyoruz. Daha çok kapalı mekânlar ve açık alanlar arasında giderken ses değişimlerini çok iyi algılayabiliyoruz. Kovalamaca anlarında ise polis telsizini dinlerken Hay anasını! deyip 360 derece dönerek gelecek polis akınından kurtulabiliyoruz. Oyunun hiç mi eksiği yok? Tabiî ki var, hem de bizi fitil edecek ve oyunu eziyet hâline getirecek kadar. Bir kere yapay zekâ size göre oynuyor ve yarışı kaybetmenize asla vicdanı el vermiyor. Bir kör köşeye çarptıklarında onlara 20 saniye fark atsak bile, muhteşem bir şekilde son hızla ve virajları hatasız alarak birkaç saniye içinde yanımızda beliriyorlar. Aynı şekilde biz kör bir yere çarptığımızda (Nefret ediyorum bu yerlerden. Kasten koyulduğunu da pek zannetmiyorum!) onlar bize fark atmıyor ve bizim onlara yetişmemizi bekliyorlar. (Bu arada tuvalete mi gidiyorlar nedir...) Oyunda grafik hatalarından kaynaklanan sorunlar da cabası. Bazen upgrade yapmak için gittiğimiz yerde tam bir şey alacakken farenin imleci kayboluyor. (Bu durumda fareye mi yoksa oyuna mı küfredeceksiniz bilemiyorum doğrusu.) Çok sık olmasa da arabanın yarısı bariyerlerin içinde kalabiliyor. Bu gibi grafiksel sorunlar çıkacak bir patchle halledilebilir diyoruz ve mecburen katlanıyoruz.NFS MWde her ne kadar aksiyon dozu azalmasa da, sürekli yeni arabalar, parçalar ortaya çıksa da, polisler sürekli zorlasa da (Daha ne istiyorsun ki? Sadede gel lütfen
) oyun bir noktadan sonra rutinleşiyor. Ama asla sıkıyor demiyorum. Sadece aynı alanlarda aynı şekilde oynayıp, aynı şekilde milleti geçmek pek hoş olmuyor. Ezberliyoruz bir süre sonra
Her ne olursa olsun. Bu oyun alınır. Bu oyun oynanır. Bu oyun sevilir. Bu oyuna âşık olunur. Bu arada aksak yönleriyle ilgili O kadar kusur kadı kızında bile olur. denir. Bu oyuna keyifle bakılır. O oynarken çay kahve içilir ve sohbet edilir. Bir oyun BU kadar olur. Saygılar
Yorumlar
İlk Yorumu Sen Yapabilirsin!
