Son yıllardaki oyunların beyin istememesinden şikayetçi olan oyuncuları bir süre doyurabilecek yapıda Keepsake. Oyunun başından sonuna dek birbiriyle bağlantılı ve oldukça zor bulmacalar var. Bulmacalar öyle zor ki, oyunun oynanış saatini düşünme süreleri yüzünden ikiye, hâtta üçe katlayabilirler. İşte o yüzden bu oyun bir harika, bu oyun tam çözümü yapılsın diye yaratılmış. Sudoku'yu, solo testleri bırakıp Keepsake oynamak gerekiyor, çok ciddiyim. Neredeyse tüm bulmacaların birbirleriyle alâkalı olması da oyunu bayağı zorlaştırıyor, bir bulmacayı yapıp diğerini yapamazsak öylece kalakalıyoruz. Ayrıca, her bulmacanın bir sırası var, örneğin bir bulmacayı başka bir bulmacayı çözerek alacağımız nesneyi kullanmadan çözemiyoruz, bu yüzden de diğer bulmacayı çözmemiz gerekiyor. Diğer bulmacayı çözmek içinse başka bir bulmacayı çözmemiz gerekiyor. Diğer bulmacayı çözüp de o bulmacanın diğer yarısını oluşturan bir başka bulmacayı çözmediysek ekran başında apışıp kalıyoruz. Oyuna ve yapımcılara küfür etmemize yol açan bir zorluk ve uyuzluk etkeni ise, bulmacaları çözdüğümüz yer olan okulun ve bahçesinin çok geniş olması ve tüm odaların yerini öğrenmemizin, ayrıca tüm o bağlantılı bulmacalar arasındaki geçiş mesafelerinin uzun olması dolayısıyla yürüyerek okul içerisinde dolaşmanın zor ve zaman alıcı olması. Önce bir bulmacayı çözüp, sonra o bulmacanın devamı için tee bahçeye inmemiz, bahçeye inip küçük bir iş yaptıktan sonra tekrar okulun (okul mu dedim, şato şato) en üst katlarına çıkmamız insana sinir krizleri geçiriyor. Bu yorgunluk ve kriz üzerine bir de bulmacalarda takılınca insan sinir combo'su geçiriyor, elindeki fareyi masaya vurmaya başlıyor fakat bu krizlerin hiçbiri fareyi elimizden düşürmemize sebep olamıyor; insan bulmacaları çözemeyince "çözeceğim ulan" diye daha beter hırs yapıyor ve gece uyumayı boş verip bulmacaları çözmeye bakıyor. Şiddet unsurlarıyla dolu oyunları eleştiriyoruz fakat Keepsake'in de insan sağlığına pek olumlu etki edeceğini sanmıyorum, her an birileri bulmaca krizine girip intihar edebilir (abartıyor muyum?)! Mekânlar arasında gezmek zaten oldukça uğraştırıcıyken, bir de arada sırada görülen halisünasyonlar sebebiyle hayal sırasında yer değiştirmemiz insanı gıcık ediyor fakat dedim ya, bunların hiçbiri oyunun bağlayıcılığına, senaryo akışının sürükleyiciliğine ve bulmacalarının, oynanışının kalitesine gölge düşüremiyor. Oyun ekranı da oldukça kaliteli ve düzenli hazırlanmış, oyuncuya kesinlikle sıkıntı çektirmiyor. Soldan, ekranı kaplamadan ulaşabileceğimiz güzel tasarımlı menüden hem ayarlar bölümüne, hem halisünasyonlarımıza -oyunda ilerledikçe sırayla açılıyorlar-, hem araştırmalık notlarımıza hem de etraftan topladığımız nesnelere ulaşabiliyoruz. Bu menüde oyun sırasında "ee şimdi ne yapacağım" dediğimiz zaman bize yardımcı olabilecek bir "yardım" ikonu da bulunuyor, fakat bu ikon sadece nereye gitmemiz gerektiğini bildiriyor, bir bulmacanın püf noktasını veya gittiğimiz yerde ne yapacağımızı kesinlikle öğrenemiyoruz. Bu kadar iyi bir oynanışa ve kaliteli bulmacalara sahip bir macera oyunundan ben ne grafik isterim, ne de müthiş ses efektleri fakat Wicked Stüdyoları bu unsurlar üzerinde de oldukça iyi çalışmış. Karakter modellemeleri ve yürüyüşlerdeki gerçekçilik pek iyi olmasa da, hâtta Zak'ın dönüşleri köşeli köşeli olsa da mekân modellemeleri ve oyun sırasında sık sık karşılaştığımız manzara görüntüleri, ışık efektleri oldukça iyi, hâtta etkileyici hazırlanmış. Bulmaca ekranlarındaki tasarımlar ve menü tasarımları da insanın hoşuna giden renk ve tasarımlarla yapılmış, baştan savma hiçbir çalışma yok. Ses efektleri de her bulmaca ve mekâna özel, aşırı derecede özenli hazırlanmış. Point & click macera oyunlarında genellikle saçmasapan tıklama sesleri, sınırlı sayıda, gereksiz ve kazulet ses efektleri olur fakat Keepsake ses efektleri konusunda çok iyi hazırlanmış diyebiliriz. Seslendirmeler de gayet iyi yapılmış, özellikle satıcı Mustavio'nun (ben ona kısaca Musti diyorum) konuşmasına bittim. Yalnız, seslendirmeler konusunda şöyle bir sorun var, konuşmaları geçmek için atlama tuşuna bastığımızda konuşmalar biz duymasak da devam ediyormuş gibi oluyor. Bu yüzden hiç de hızlı geçmiş olmuyoruz, zaman kaybı yine yaşanıyor. Müziklere gelirsek, hepsi bir harika. Abartmayayım, ama oyunun yapısına ve senaryosuna uygun müzikler ancak bu kadar iyi hazırlanırdı. Bulunduğumuz şarta ve konuştuklarımıza göre arkadan giren müzikler, ara videolar -halisünasyonlar- sırasındaki duygusal müzikler insanı mest ediyor. Fazla bir şey söylemiyorum, macera oyunlarını seviyorsanız zaten oyunu oynamanız gerekir ve oyunu oynayınca da her şeyi kendi gözlerinizle görüp, kulaklarınızla duyarsınız. Keepsake, kesinlikle her macera oyuncusunun oynaması, hâtta hatmetmesi gereken bir oyun. Belki macera oyunlarına olan açlığım nedeniyle abartmışımdır fakat emin olun Keepsake zekâyı balıktan daha çok geliştiriyor. Üç vakte kadar tam çözümünüz benden... Yiğit "yasagh" Tokgö
[email protected]