Şüphesiz 2008 yılında beklenenler arasındaki oyunlar içinde The Club üst sıralardaydı. Çok değil daha bir hafta öncesine kadar demosu ile kendisini göstermiş, iyi ve kötü eleştirilere maruz kalmış, orta hâlli bir shooter damgası yemiş oyunumuz bakalım full sürümü ile bu fikirleri değiştirip kendisini kanıtlayabilecek mi? Yoksa gerimizde bıraktığımız sıradan bir oyun mu olacak? Öyleyse Club\'ımızın kapılarını açıp içeriye daha yakından bakalım.
Menüye ufak bir intro aracılığı ile geçiyoruz. Bu intro\'da karakterlerimizi daha yakından tanıyoruz. Ardından dört seçenekli bir oynanış menüsü çıkıyor karşımıza: Multiplayer, Singleplayer, Tournament ve Gunplay. Bildiğiniz gibi bu tür oyunlarda Multi seçeneği olmazsa olmazlardandır, ki The Club\'da bu modun önemi şüphesiz daha büyüktür. Çünkü arcade shooter tarzlı oyunlarda arkadaşlarınız ile yaptığınız çatışmalardan aldığınız keyif Multi fanları için bambaşkadır. Singleplayer ve Gunplay\'de ise tek başınıza takılabiliyorsunuz. Oyunun başladığı nokta ise Tournament. Bu yazıda da en çok o mod hakkında konuşacağız zaten. Tournament seçeneğini onayladığımızda sekiz kişiden oluşan bir karakter seçme penceresi açılıyor. Her karakterin yetenekleri üç sınıfta toplanmış: Stamnia, Strength ve Speed. Bu üç sınıf en fazla beş yıldızla ölçülüyor. Fakat oynanışa çok büyük etkileri olduğu söylenemez. Bu yüzden hoşunuza giden suçlumuzu seçip oyuna dalma konusuna yoğunlaşmanızı tavsiye ederim. Ayrıca iki karakterimiz kilitli durumda, ilerleyip onları açmak da sizin göreviniz. Karakter kısmından sonra ufak bir \"Tutorial\" videosu ile Club sekreterinden hayatta kalmamız için ihtiyacımız olan bilgileri alıyoruz. Ardından küçük bir training ile hazırız.
Tournament çeşitli ülkelere ait mekânlarda gerçekleşen 6-7 raundluk görevlerden ibaret. Görev derken gözünüz korkmasın, önümüzdekini vurup ardımıza bakmadan ilerlemekten ibaretler sadece. Fakat türlü görevler bulunmakta. Örneğin zamana karşı görevler oldukça keyifli. Öldürdüğünüz adam başına zaman kazanarak en hızlı biçimde çıkışa ulaşmaya çalışmak tek amacımız. Ya da belirli çizgileri ihlal etmeme sûreti ile belli bir zaman hayatta kalmaya çalışıyoruz. Bunun gibi birbirinden farklı ve eğlenceli görevler bulunmakta. The Club özünde puan tabanlı bir oyun. Bu da sizlerin tek amacını en çok puanı kazanıp listede birinci sıraya oturmak yapıyor. \"Pardon ama ne listesi bu?\" diyenleri duyar gibiyim. Söz konusu listemiz bu sekiz karaktere ait puanların sıralandığı bir liste. Yani her bölüm sonunda puanımıza göre bir yere geçiyoruz. Bu listeyi 6-7 raundluk bölümlerde birinci olarak kapatmamız şart. Öldürdüğünüz düşman sayısına göre puan kazanırken yapacağınız isabetli vuruşlarda ekstra puanlar alıyorsunuz. Örneğin düşman vücudunda belirlenmiş birkaç noktaya denk gelirseniz bu puanları kazanma oranınız yükseliyor. Çoğu oyunda karşımıza çıkan headshot\'lar ise yine puan listesinde önemli bir yer kaplamakta. The Club\'a bir de kombo sistemi eklenmiş. Oyunda bir \"Kill Bar\" durumu söz konusu. Ne kadar çok kişi öldürürseniz, bu barınız hızla artıyor ve kombolar gittikçe çoğalıyor, dolayısı ile puanlarınız da artıyor. Fakat öldürmeyi kestiğiniz anda tüm komboları kaybediyorsunuz. Örnek vermek gerekirse, bölümde 30 düşman varsa bu, 30 komboya denk gelmekte. Aklınızda bulunsun.
Sekiz karakterimiz mevcut ve kendileri emrimize amadeler demiştik; fakat bu karakterleri tanımadan oyunun da bir keyfi çıkmaz sanıyorum.
Dragov: Sibiryalı bir avcı olmakla beraber Rusya\'nın gelmiş geçmiş en çok aranan suçlularından biri.
RenWick: 30 yıldan uzun bir süredir NYPD\'de görev yapmakta olan usta bir detective. Ama şu anda o işten çok uzak olduğu kesin.
Killen: Acımasız bir katil ve Club\'ın en favori çocuğu. Yüksek öldürme puanları için tek adres desek?
Nemo: Club\'ın en kirli gizemi. Aklını kaybedip katliam gerçekleştirebilen bir cani olmakla beraber oldukça fazla zarar verebiliyor.
Kuro: Usta bir kimlik hırsızı. Aynı zamanda iyi bir silahşör. Ama Kuro gerçekten sandığımız kişi mi?
Seager: Extreme sporlarına hayran. Boksa, rus ruletine ve kavga etmeye düşkün bir rus serserisi.
Adjo: Afrikalı bir katil. Kötü bir geçmişi olmasına rağmen detaylı bir bilgilendirme yapamayacağız maalesef.
Finn: Club\'ın en fırlama, en uyanık, ve en zeki üyesi. Kendileri kumarbaz bir katildir =). Acıya ve işkenceye ise oldukça dayanıklı.
Aksiyon esnasında yolunuzu kapatan ve aşılması gereken engeller bulunmakta. Bunlar tahtalar ile kapanmış koridor ve kapılar, pencere, duvar vb. barikatlardan ibaret. Onları aşmanız için gereken tek şey \"space\" tuşuna basarak kırıp geride bırakmanız. Hızla ilerlerken yaptığınızda yavaşlama olmayacaktır fakat, temposuz hareket edip de bu aksiyonu uygularsanız karakteriniz oldukça yavaş hareket edecektir şüphesiz.
Biliyorsunuz The Club, bir hayatta kalma mücadelesi. Bunun için de ellerimizde çiçekler saçarak gitmiyoruz doğal olarak. Kullanabileceğimiz birçok farklı ve güçlü silah bulunmakta. Öncelikle her karakterin kendisine has bir silahı olması bir kenara, bölüm sonlarında puanınıza göre açabileceğiniz yeni silahlar da mevcutlandırılmış. Sayısız silah taşıma hakkımız bulunduğu için gizli oda ve düşmanlardan çıkan silahları da yanımıza alabiliyoruz. Zoom özelliğine sahip olanlarda ise mouse\'un sağ tuşunu kullanarak farklı açı yakalamanız söz konusu. Bunlar hedefinizi almanızı kolaylaştıracak, fakat zaman kaybı yaratacaktır.
The Club görsel anlamda günümüzden geri kalmıyor, fakat sınırları da zorlamıyor. Kaplamalar ve ışık oyunları göze güzel gözükürken silahlarınızdan çıkan efektler önce bir duraklatıyor bizleri, fakat alıştıkça hoşunuza gidecektir. Karakterler üzerinde doğal olarak detaylı çalışılmış olsa da karşınıza çıkan binbir çeşit düşmanda bu durum maalesef yok. Kendileri yapay olduklarını tam anlamı ile hissettiriyor. Fizik konusunda nasıl bir yorum yapsam karar veremedim açıkçası. Elbette her şey kuralına uygun gibi gözükse de bazen abartılı hareketlerle karşılaşabiliyoruz. Sesler ise biraz hayal kırıklığına uğratabilir sizleri. Silahlar söylediğim gibi çeşit çeşit, ve her birinden farklı bir tonda ses çıksa da oldukça düşük ve yetersiz seviyedeler. Müzikler ise techno olarak çıkıyor karşımıza. Bu türlü çoğu ilerlemeli puana dayalı oyunlarda bolca rastladığımız bir olaydır açıkçası. Fakat neyse ki iyi hazırlanması tempolu müzikler hızımız ile birleşince oldukça keyifli hâle geliyor.
Menümüzde bir de Extras adlı bir bölüm bulunmakta. Oyunda ilerleyip bölümleri ardınızda bıraktıkça çeşitli video ve resimlere sahip olmanız söz konusu. Art çalışmaları da dahil.
The Club eski tatları yeni bir yüz ile bizlere sunan bir oyun. Bu yüzden şu zamanlarda biraz durgun olan oyun dünyası için farklı bir alternatif olarak düşünülebilir. Eğlence ve aksiyonu da unutmamak lazım. Eğer oyunlarda şiddetten yanayım diyor ve tempolu bir oyun arıyorsanız, The Club sizin için en iyi çözüm demektir -şimdilik =) .
Yorumlar
İlk Yorumu Sen Yapabilirsin!
