- The stars are veiled. Something stirs in the East. A sleepless malice. The eye of the enemy is moving. He is HERE,( he is at "NORTH"). (Legolas) "Yüzük Savaşı" tekrar devam ediyor... Düşmanın gözü kuzeye çevrilmiş. Elflerin hüküm sürdüğü son yere ve kadim cücelerin varlığının bulunduğu yüce dağlara... Karanlık küresi saracak bütün kuzeyi. Evet; sadece sizler önleyebilirsiniz mağlubiyeti, Elfler batıya yelken açmadan. Sadece sizler önleyebilirsiniz mağlubiyeti, Cüceler madenlerine kapanmadan... *** Evet sevgili arkadaşlar, bu sefer farelerimizin kadim gücünü kuzeyde yapılacak savaş için harcayacağız. Klavyelerimizin tuşlarını ister "Göz"ün hizmetine girerek kuzeyi karanlığa kaplamak için; istersek de karanlığı tamamen ışıkla boğmak için tıngırtacağız. EA GAMES' in ilk strateji türünde LotR oyunu olan Battle for Middle Earth, çıktığı zaman bize yaşattığı zevkli saatlerle akıllarımızda kalmıştı. Oyunun görev kısmında iyi veya kötüyü seçerek birer günde görevleri bitirmiş, gerek bilgisayara karşı, gerek çoklu oyunculu ortamlarda oyunu yalayıp yutmuştuk (hâtta yalamaya (!) devam bile ediyorduk). Ta ki, oyunun ikincisi duyurulana kadar... Duyurulmasından sonra önümüzde beklediğimiz tarihler silsilesine koca bir "3 MART" çizgisi koymuştuk. Ta ki, o tarih gelip oyun inanamadığımız bir şekilde dvd/cd rom'larımızda belirene kadar... - Certainty of death. Small chance of success. What are we waiting for? (Gimli) İlk oyun, yüzük savaşını biraz da bizim ellerimize bırakarak irdelemişti. İlk olarak "Yüzük Kardeşliği"ni Moria Madenleri'nden geçiriyor, sonra Elfleri kullanıyor, Rohan'ın dizginlerini (!) ellerimize alıyor, "Miğfer Dibi Savaşı"nı yapıyor ve nihayetinde "Minas Tirith" ve "Kara Kapı" savaşlarını yaparak Saouron'un iradesini Orta Dünya'nın üzerinden çekiyorduk (İyilerde...). Eee? Peki hikâye nâmına ikinci oyuna nasıl bir malzeme kalıyordu? Evet; ikinci oyunun en ilginç yanı işte bu. Oyun Tolkien'in "Silmarilion" felsefesine sadık kalarak, Orta Dünya için olmayan bir Kuzey Savaşı'nı ele alıyor. Üstelik İyi tarafta; "Nerede o Elfler?(kısmen), nerede hele o Cüceler?" dediğimizi duymuş gibi olan EA, bu sefer bir de oyuna Elf – Cüce ittifakını koymasın mı? Allah... Hadi dalalım oyuna... - The power of the Three Rings is ended. The time has come... (Galadriel) - I Aear cin ven na mar. [Elfçe; The Sea calls us home] (Elrond) Glorfindel; ünlü Ayrıkvadi savaşçısı... Olağan bir devriye görevini gerçekleştirmekte... Fakat, o da ne? Goblinler! Katiller! Leş yiyenler! Hem de Ayrıkvadi kırlığına girmişler! Bir an önce durum anlaşılmalı... Ayrıkvadi'ye ve Lord Elrond'a haber verilmeli... "Dego Hao!!!"
*** 3 elf yüzüğünün gücünü kaybetmesinden hemen önce son kalan görevlerimizi yapacağız. İyilerin görevine böyle başlıyoruz. Bundan sonra da ne olacağı belli. "Göz"ün kuzeye odaklandığı açık. Biz de ilk olarak bize düşen Ayrıkvadi'yi koruma görevini yapıyoruz. İlk görevler olduğu için çok zorlanmıyoruz. "Highland Pass"ı ele geçiriyoruz... Cüce ve Elf ittifakı başlıyor. Gri Limanlar'ın denizden kuşatmasını kırmaya çalışıyoruz (tabiî burada muhteşem denizi ve kullanılabilir gemileri görüyoruz.). Erebor'un, yani büyük cüce şehrinin savunma görevi önümüzde beliriyor. En son büyük görevimiz; Angmar Kalesi'ni alıyoruz... "Göz"ün itaatkârlığında da durumumuz biraz tersine gelişiyor. Yani en son görevimiz Ayrıkvadi'yi almak olurken Sauron'un Elrond ve Glorfindel gibi kahramanlarını dağıtmasını seyrediyor, çerez merez neyim varsa çıtırdatıyoruz... Kısacası kendimizi; Neverwinter gibi Bioware yapımlarından alıştığımız ara video'larla birlikte çok iyi örülmüş hikâye silsilesinin içinde buluyoruz. Aslında Tolkien bir "Kuzey Savaşı" yazmış olsaydı bundan farklı olur muydu diye de kendimizi düşünmekten alıkoyamıyoruz (Ben alıkoyamıyorum. Siz de okudunuz, artık siz de alıkoyamazsınız.).
Yorumlar
İlk Yorumu Sen Yapabilirsin!
