Korku, heyecan, gerilim, adrenalin, kan, vahşet ve acı... Bunların tümünü bulabileceğiniz tek oyun: The Suffering. Daha bir yıl önce kendisiyle tanıştık. Kahramanımız Torque�la, kana bulandık. Yaratıklarla kaynaştık. Silahlarla birleştik. Ta ki o ünlü hapishanemizden kaçmayı başarana kadar... Peşimizdeki yüzlerce yaratıktan kurtulup sonunda Baltimore�a geri döndük. Bundan sonra iyi bir yaşam süreceğinizi sanmayın. Ne olduysa oldu ve dana etli, kuzu etli ya da bilemeyeceğim türlü türlü et kalıplarından oluşan yaratıklar peşimizden gelmeyi başardı. Torque ise tekrar, sanki buna sevinmiş ve gözü dönmüşçesine psikopatlık barını öttürdü.
Geçen sene gece geç saatlere kadar oynadığım oyun. Bitirmek için türlü türlü şaklabanlıklar sergileyip, içimizden kan yerine adrenalin pompalanırcasına oynadığımız oyun. Bu oyun, bir yıl sonra, ikinci macerasıyla tekrar bizlerle. The Suffering: Ties That Bind...
Sanırım bana, �İşte bunu seviyorum� dedirten tek korku-gerilim oyunuydu Suffering. Böyle dedim diye sakın Mc Donalds�ın o iğrenç, yumuşak etli hamburgerlerini sevdiğimi sanmayın. Benim açımdan tam manasıyla berbat bir yiyecektir. Vıcık vıcık soslar, bakla gibi etler, kıvrım kıvrım marullar... Bunu Suffering�e uyarladığımızı düşünürsek, vıcık vıcık kanlar, bölük pörçük etler, kıvrım kıvrım bağırsaklar! �Ne bu yaağğ?� demeyin, hepsini teker teker anlatacağım, fakat bunları kesinlikle evde denemeyin, sonra üzersiniz beni.
Başta dediğim gibi, Torque ada hapishanesinden kurtulmuş ve Baltimore�a ayak basmıştır, fakat bu arada geride bıraktığı yaratıklar da peşinden gelmiştir. �Ohh ne güzel şehre geldik, kızlar, temiz hava, sahil, kum, güneş, barlar, gece hayatı...� diye düşündüğünüzden eminim. Hele bir durun. Bu saçma hayalperest düşüncelerini aklınızdan atın. Sizin yüzünüzden şehir altüst oldu. Bu canavarlar sizin peşinizde ama şehri de ters düz etmekten geri kalmıyorlar. Baltimore�u kurtarmak sizin elinizde. Bu noktada, �Oha bea arkadaş, her bir şeyi biz yapıyoruz, nerde bu polis nerde bu silahlı kuvvet, nerde bu devlet... Bırak yaaa� diye söyleniyorum. Paçamızı hem bu neyin evladı olduğu bilinmeyen yaratıklardan kurtarmaya çalışıyor, hem şehri eski düzenine getirmekle uğraşıyor, hem de geçmişimiz hakkındaki pek çok gizemi ortaya çıkarmakla meşgul oluyoruz.
Oyunda her çeşit yaratık bulunuyor. O kadar şekilsizler ki ölmeyi kesinlikle hak ediyorlar. Mesela bir tanesi üstünde garip iğneler olan, sürüngen ve zehir fışkırtan bir mahlukat. Başka bir tanesi ise içinden silahlar çıkan, vücudu delik deşik fakat hayvanımsı büyüklüğü olan bir canavar. Yani her türden ucubeye rastlayacaksınız haberiniz olsun. Bir de bunların anî fırlamaları oluyor, işte o zaman ödünüz kopuyor.
Oyundaki yeniliklerden bir tanesi de artık yanımızda sadece 2 adet silah taşıyabileceğimiz. Bunun yanında üç tane de bomba alma hakkımız var. İlk oyundaki gibi onlarca şeyi ceplerimize dolduramıyoruz. Bence gerçekçilik açısından doğru bir yenilik olmuş. Düşünsenize, Tomb Raider 1�de ki gibi yanınıza dokuz tane silah alabileceğinizi. Gerçekten komik geliyor...
Bir diğer gelişme gösteren olay ise sesler olmuş. Eski oyuna göre silah sesleri ve çevreden gelen ses efektleri falan çok ilerleme göstermiş. Ayrıca yaratıkların ses çıkarma haznesinde de genişleme gözledim. Eskiden sadece �pıss fısss� türü ses efektlerinden ibarettiler. Bu da onlara özürlü havası veriyordu, fakat Ties That Bind bunu ortadan kaldırıyor.
Grafikler ise ilk Suffering�le aynı kalmış. Hiçbir ilerleme gösterilmemiş. Pek de gerek yoktu kanaatimce. Zaten Suffering�in öne çıkan tarafı hiçbir zaman grafikleri olmadı, her zaman atmosfer ön plandaydı. Oyuncular tarafından beğenilmesinin asıl sebebi de buydu. Kalıbımı basarım ki başka hiçbir gerilim oyununda bu tür bir atmosferi bulamazsınız.
Son sözler olarak ne diyeceğimi bilemiyorum. Gerçekten muhteşem bir gerilim oyunu olmuş. Hatta diyorum ki inşallah ileride filmini de yaparlar. Biliyorsunuz ki Doom�un filmi sinemalarda. Zaten artık oyunların da filmleri yapılmaya başlandı. Blood Rayne falan... Neyse, bence kaçırılmaması gereken bir oyun. Özellikle PS2�niz varsa kesinlikle oyunu bu konsola alın, PC�de Suffering oynarken aldığınız zevki konsolda oynarken ikiye katlıyorsunuz. Haydi ben kaçtım, size bol etli günler...
Mert "Gofret" Gümüş
Yorumlar
İlk Yorumu Sen Yapabilirsin!
